Monday, September 17, 2007

Meyveli yoğurt uğruna..















Markette-
-Meyveli yoğurt arıyorum, ne taraftalar acaba ?
-En arkaya bakmanız gerekiyor.

-Hans,aptal,istemiyor ben!
-Nida,babama söylerim,Belçikaya geri gönderir seni.

-Neye bakmıştın sen?
-Meyveli yoğurt arıyorum.
-Arkada onlar,
(Dört bir yandan Almancı konuşmaları yükselmekte,arka tarafa gidilir ama kimse yoktur)

Hmmm tatlı reyonu,demek tartılarak alınıyor..
Saydam,yeşil,pembe uçuk renklerde kocaman yapraklar da reyonda.
Tatlıların na oldugunu kestirmeye çalışıyorum ama bulamıyorum.Dışı pembe,üzüm salkımı dokusunda,şeffaf,jole bir tatlı.önünde çikolatalı pastalar,spatulayla oynuyorum.Almancı görevli yaklaşıyor..

-Yardımcı olabilir miyim?
-Şunlar nedir ? (Yaprakları göstererek)
-Okaliptüs lokumu..
-Ya şu şeffaf,pembe,jole gibi olan ?
-Kivili kambuçya tatlısı
(Kambuçya?)
-(Çikolatalalıyı götererek) Siz bu pastayı yemeye mi çalıştınız?
-Hayır,o nereden çıktı?
-Şekli bozulmuş belli..
-Hayır,spatulayla dokundum sadece , bakın digerlerine dokununca da aynısı olabiliyor.

Çalışanlar aralarında konuşuyorlar..Marketi o kadar seviyorum ki(!) orada kalmaya karar veriyorum.Sınav sonuçları açıklanmak üzere..Kasiyer önce google'dan kazandığını öğreniyor.Daha sonrasonucu bildiği halde gelen zarfla teyit etmek istiyor ama yine de ağzıyla gerilim müzikleri yapıyor..
-Dırı nım , dırım,dırınım, dırım dırım dı..
Ay bakamayacağım.. Ve birden kağıdı çekiyor..
-Olllleeeey !!

Ve bir kasiyerimiz daha üniversiteli oldu,hayırlı uğurlu olsun..
Nida va Hans yine içeride,atışmaktalar..Nida bana dönüp bir şeyler saçmalıyor ve soyunmaya başlıyor marketin içinde..Bir göğsü diğerinin üç katı..Çaresizim ve korkuyorum.Hayır bakamayacağım midem bulanıyor..Kuzeni tartışmayı bırakıp kahkahalarla gülüyor.Nida benimle sevişmek niyetinde,aman tanrım!
Burası çok anormal derhal marketten çıkmalıyım! 2 haftadır bu tuhaf yere katlanıyorum.İlginç içerikli tatlılar,Google'la ÖSS kazananlar,birden bire soyunmaya başlayanlar,almancı aksanları..
Bütün bunlara rağen hala elime 1 kutu dahi meyveli yoğurt alabilmiş değiliim..Çılgınlık!

Evet dahası geliyor,markette çalışan çocuklar birer birer afallıyorlar..
-Tanrım!Hayatımda gördüğüm en güzel kız!

Kafamı çeviriyorum,yan tarafta bana doğru gelen boylu poslu, muhtemel Rus mankenler..
Erkekler gözden kaybolduğu an soyunup, çekimin ne kadar yorucu olduğunu anlatmaya başlıyorlar..
İye de ne işleri var ki markette???

Etraftaki almancı kadınlar birer birer kızları süzüyorlar,ben de dahil..
-Ay poposuna bak çatlakları var!
-Aman göbeği çıkmış baksana.. vs vs ..

Bütün insanlar çıldırmış,bir an önce marketten çıkıp nefes almalıyım.Ama o da ne,susamaya başlıyorum,deli gibi..Uyanıyorum ve markette değil Berna'nın yatağındayım..Rüyam saati önden kovalıyormuş demek , henüz yeni sabah olmuş,kahvaltı vakti bile değil..

Vazgeçtim meyveli yoğurttan..Su istiyorum !!

Wednesday, September 05, 2007

GOOGLESSNESS








Think about an unimaginable size of library that is squeezed in just one page,only one..You don't have to search the thing you want for hours among the encyclopedias,neither you do need to turn thousands of dusty,irrelevant pages..All you need is to type what you want and one click..

If we heard such definition or advertisement not more than 10 years ago,all we'd do nothing but laugh..

"If it wasn't for the google what would we do ?" I am sure all of you have asked yourself such question if you know how to thank in your regular life..

Founded by Larry Page and Sergey Bin on 1998,Google has 13,748 full-time employees (as of June 30, 2007). Its mission statement is, "to organize the world's information and make it universally accessible and useful.

Isn't it incredible that millions of people click the same site everyday.Almost all of your main page is google ,there is not a day we live without it.How can a thing be such an indispensable part of our lives ?

Whenever you need a contact address,a different place to eat (you may want to see the pics),a flight/hotel reservation,a movie to see,weather forecast,maps and everything,there is one thing in mind, GOOGLE.It is even accepted as a word in contemporary dictionaries now..

Besides the main page there are other alternatives of google such as google books:where you can search and read books online, google maps:where you can search maps,google earth-my favourite-where you can even see the super market or pharmacy on the other side of the world,google analytics:where you can analyze the visitors and sources that visited your website ,google images,google video,google talk..

So,while you are reading this i can go to my analytics and see where you are from,what language you speak,how you found my blog,how long you stayed,what browser you use etc..

Be careful I may knock your door and say "boo" in any approaching moment..

image illustrated by me..

Monday, September 03, 2007

FRANZ FERDINAND ROPORTAJI















in ENGLISH : you can find the video over there.. TÜRKÇE alt yazılı röportaj videosu için

http://www.cnnturk.com/VIDEO/index.asp?pn=1&prid=843


Nick McCharty:

Festivale yeni geldik ve bence İstanbul inanılmaz bir şehir. Gerçekten çok iyi vakit geçirdik. İkimiz diğerlerinden iki gün önce geldik, dışarı çıkıp etrafı gezme fırsatını bulduk gerçekten iyi vakit geçirdik..

Paul Thomson:

Hamama gittik, türk yemekleri yedik. Güzel yemekler.

Nick McCharty:

Taksime gittik.


Paul Thomson:

Sokakta çalan bir perküsyonist gördüm, güzeldi..


Nick McCharty:

Yollarda sürekli müzik çalıyor... Kör bir adam elinde elektronik sazla bir şeyler çalıyordu. Gerçekten çok çok güzeldi.

Tuğba Karatop:SAHNEYE ÇIKIP KURULDUĞUNUZDA BEKLENTİLERİNİZ NELER ?


Nick McCharty:

Biz daha önce Türkiye'de çalmamıştık, yakınlara geldik ama tam olarak burada çalmadık. Umarım insanlar müziğimizi severler.Bu yüzden ne beklediğimizi bilmiyorum.


Paul Thomson:

Biz daha önce burada hiç çalmadığımız için bizi izlemezlerse şaşırmayız.

Nick McCharty:

Geçen gün ikimiz hamama gittik ve orada şarkı söyledik. Gerçekten çok komikti. Ve daha önce çalmadığımız 4 yeni şarkımızı çalacağız. Bu yüzden belki insanlar şarkıları bilmedikleri için şaşırabilirler.


Paul Thomson:

Franz Ferdinand 1914'de bir Sırp milliyetçisi tarafından suikast edilen Avusturya arşüdüküdür. Suikasti 1. Dünya Savaşı'nın başlangıcını hızlandırmıştır. Ve biz de bu isimdeki dramı grubun adı olarak kullanmaya karar verdik. Ve bir de f 'lerin uyumu hoşumuza gitti.

Tuğba Karatop:GERÇEKTEN YAPMAK İSTEDİĞİNİZ MÜZİĞİ Mİ YAPIYO RSUNUZ YOKSA KİTLELERİ ETKİLEME GİBİ BİR KAYGINIZ VAR MI?


Nick McCharty:

Biz gerçekten yapmak istediğimiz müziği yapıyoruz. Bence bu bir grup için çok önemlidir ve bunu yapmanın tek yolu bu.Neden hoşlanırsan onu yazıyoruz.
Paul Thomson:Yeni bir şeyleri istediğimiz kadar yazıp yaratmak fırsatımız olamayabiliyor.


Nick McCharty:

Bence diğer insanlar için de şarkı yazmak mümkün. Ama biz kendi müziğimizi yapmayı seviyoruz, başkalarınınkileri değil. Başka birinin müziğini hatırlamıyorum.

Tuğba Karatop:ÇIKIŞ ALBÜMÜNÜZ "PLATİNİUM" OLDUĞUNDA İLK TEPKİNİZ NE OLDU ?


Nick McCharty:

Anneme "ha ha ha" dedim .. Bunun harika bir şey olduğunu düşündüm. İnanılmazdı.


Paul Thomson:

Sanırım bir şeyler içtik.


Nick McCharty:

O gece Los Angeles'taydık ve gerçekten çok yorgunduk. Kadeh kaldırdık ve uyumaya gittik. Turdaydık ve çok fazla yer geziyorduk. Doğru düzgün kutlayamadık bile. Albümlerimizin satılması gerçekten güzel bir şey ama daha önemlisi binlerce insanın önünde konser vermek.. Bir çok evde albümümüzün bulunduğunu düşünmek güzel bir duygu. Çok heyecan verici..

Tuğba Karatop:BİR ÇOK BAŞARILI GRUBUN ÇIKTIĞI ŞEHİR GLASGOW'DA YAŞIYORSUNUZ. SİZCE ŞEHRİ MÜZİK AÇISINDAN BU KADAR VERİMLİ HALE GETİREN NEDİR ?


Paul Thomson:

Glasgow müzik endüstrisinin kalbi olan Londra'ya yakın bir şehir.. İnsanlar bağımsızlık ve özgürlük sahibi.. Herkes kendi eşsiz şarkılarını yapabiliyor. Aynı zamanda herkes birbirini destekliyor. Donanımı da güçlü bir şehir.


Nick McCharty:

Glasgow çok fazla boş alanı olan bir şehir. Prova odaları ve stüdyolar için bir çok alan ayırılmış

Tuğba Karatop:FESTİVALDE SAHNE ALMAYA NASIL KARAR VERDİNİZ, "EVET TÜRKİYEDE O SAHNEDE ÇALMALIYIZ"DEMENİZE SEBEP OLAN VEYA SİZİ ÇEKEN ŞEY NEDİR ?


Paul Thomson:

Şu anda 3. albümümüzün çalışmalarını yaptığımız için aslında turnede değiliz.. Daha önce hiç Türkiye'de bulunmamıştık bu yüzden bir istisna oldu. Aynı zamanda izleyicilere yeni parçalar da çalacağız. Bence bu gerçekten çok önemli. Evet, normalde,şu anda albüm çalışmaları nedeniyle konser vermiyoruz. Sadece eşyalarımızı toparlayıp çalmak istediğimiz ülkeye karar verebiliriz. İskoçya'nın kuzeyindeki Shatland adalarında ve Iceland'de de konser vereceğiz.


Tuğba Karatop:TÜRK MÜZİKLERİ HAKKINDA NELER DÜŞÜNÜYORSUNUZ , DİNLEME FIRSATINIZ OLDU MU ?


Paul Thomson:

Psychedelic (saykedelik) Türk müziklerinden hoşlandık. Moğollar ve isimlerini telaffuz edemediğim 60'ların sonundan ve 70'lerin başlarından bir kaç grup dinledik.


Nick McCharty:

Replikas'ıdinledim. Şarkıları gerçekten harika. Onları görmek isterdik ancak gelecek haftaya kadar çalmıyorlarmış. Ne yazık ki bu yüzden dinleme şansımız olmayacak.


Tuğba Karatop:BU GECE BURADA SAHNE ALACAĞINIZ İÇİN NELER HİSSEDİYORSUNUZ ?


Nick McCharty:

Çok uzun zamandır çalmamıştık bu yüzden çok heyecanlıyız. Sanırım 6 aydır çalmıyoruz.
Paul Thomson:Geçen ay Glasgow'da sokakta 100 kişinin önünde çaldık. 6 ay içerisinde en son o zaman çalmıştık.


Tuğba Karatop:SON OLARAK,TÜRK HAYRANLARINIZA BİR MESAJINIZ VAR MI ?


Paul Thomson:

Müziğimizin keyfini çıkarın..


Nick McCharty:

Müziğimizi ve bizi sevdiğiniz için teşekkürler. Harika bir şehirde yaşıyorsunuz, harika bir ülke..

 
design by suckmylolly.com : images (c) historypicks.com